Yemen’de Körfez koalisyonunun hesapları tutmadı.
Reklam

Yemen’de Körfez koalisyonunun hesapları tutmadı.

BAE, Arap Baharı’ndan sonra bölgede militarist politikaları ve genişleyen askeri varlığıyla dikkat çeken bir aktör haline geldi. Özellikle Yemen konusunda takip ettiği sert işgal politikaları, ülkenin kapasitesini aşan bir görünüm arz ediyordu. Ancak BAE’nin son dönemde Yemen'in toprak bütünlüğüne zarar veren faaliyetleri ve İran’la yakınlaşma arayışları, Yemen’de verdiği savaştaki en önemli müttefiki ve İran’ın da bölgesel düşmanı olan Suudi Arabistan’la arasının açılmasına yol açıyor.

21 Ağustos 2019 - 18:13

Yemen’de Körfez koalisyonunun hesapları tutmadı

Giriş Tarihi: 21.08.2019 Güncelleme Tarihi: 21.08.2019 

Yemen'de BAE ile Suudi Arabistan arasındaki ihtilaf, ülkedeki mevcut insani ve siyasi krizi daha da derinleştireceği gibi Suudi Arabistan’ı da daha büyük bir çıkmazın içine sokacak

Temmuz ayının başında Yemen’in Aden kentinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli Hizam-ı Emni milislerine ait El-Cela karargâhına yapılan saldırıların ardından, Husi karşıtı siyasi ve askeri güçler arasındaki ihtilaf ve çatışmalar artarak devam ediyor. Bölgesel bazı gelişmelerin de etkisiyle Yemen’deki durumun farklı bir boyut kazandığı söylenebilir. Husi karşıtı Arap koalisyonunun tek sesliliğini kademeli olarak kaybetmesi, üye ülkeler arasındaki farklı çıkar beklentileri ve ortak bir ajandanın oluşturulamaması, koalisyonun çatırdamasına yol açtı. Katar’ın koalisyondan çekilmesinin, Sudan’ın belirsiz geleceğinin ve son olarak BAE’nin İran’la diyalog arayışlarının, Yemen’de sahadaki duruma doğrudan etki eden faktörler.

BAE-Suudi Arabistan ittifakında Aden çatlağı

BAE, Arap Baharı’ndan sonra bölgede militarist politikaları ve genişleyen askeri varlığıyla dikkat çeken bir aktör haline geldi. Özellikle Yemen konusunda takip ettiği sert işgal politikaları, ülkenin kapasitesini aşan bir görünüm arz ediyordu. Ancak BAE’nin son dönemde Yemen'in toprak bütünlüğüne zarar veren faaliyetleri ve İran’la yakınlaşma arayışları, Yemen’de verdiği savaştaki en önemli müttefiki ve İran’ın da bölgesel düşmanı olan Suudi Arabistan’la arasının açılmasına yol açıyor.

Aden merkezli Husi karşıtı gruplar arasındaki çatışmalar yeni değil. Daha önce de gerek Aden havalimanının gerek diğer askeri ve siyasi stratejik noktaların kontrolüyle ilgili BAE destekli milisler meşru Hadi hükümetinin birlikleriyle şiddetli çatışmalara girmişti. Yemen’in güney başkenti olarak da adlandırılan Aden’de son günlerde Arap koalisyonunun desteklediği gruplar arasında ciddi çatışmalar yaşanıyor. BAE’nin eğittiği Hizam-ı Emni milislerinin önde gelen komutanlarının öldürülmesinin ardından düzenlenen cenaze törenleri esnasında Hadi hükümetinin binaları ve cumhurbaşkanlığı sarayı hedef alındı. Çıkan çatışmalarda sarayı koruyan güçlerin esir alındığı ve Hizam-ı Emni güçlerinin birçok devlet kurumunu ve cumhurbaşkanlığı sarayını ele geçirdiği açıklandı.


Körfez ittifakı içindeki ayrışmayı açık bir şekilde ortaya koyan Aden’deki olaylar, Yemenlilerin koalisyona güvenini de büyük ölçüde zedeledi.

Yemen’in güney bölgelerinin en önemli kenti ve geçici başkenti Aden, ülkenin en stratejik merkezlerinden biri. Arap koalisyonu içindeki BAE gibi etkin bölgesel aktörler kentte hakimiyet kurmaya çalışırken, Güney Geçiş Konseyi gibi aktörler, bazı yerel unsurlarla birlikte, Aden merkezli bağımsız bir Güney Yemen devleti kurmanın peşinde. Güneyli ayrılıkçılar olarak da bilinen bu oluşumların temel amacı Kuzey ile Güney arasındaki ayırımın resmileşmesi. 2015 yılından itibaren Husi darbesini bastırma gerekçesiyle ülkeye askeri müdahalede bulunan BAE ise Aden kentinde en etkin ve büyük yabancı güç konumunda. BAE, Kızıldeniz ve Aden Körfezi stratejisinin bir parçası olan Aden kentinde bir askeri üs kurdu ve Hizam-ı Emni gibi milis güçlerini desteklemekte.

Ancak bu durumdan koalisyonun diğer büyük ortağı Suudi Arabistan memnun değil. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ikamet eden Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur el-Hadi’yi destekleyen Suudi Arabistan’ın yaptığı açıklamada, çatışmalara son verilmesi talep edilerek Aden’deki istikrarın bozulmasına izin verilmeyeceği açıklandı. Riyad yönetimi olayları tehlikeli gelişmeler olarak niteleyerek kesin bir dille reddettiğini bildirdi. Suudi yetkililerin bu açıklamalarına ilaveten Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Yemen Cumhurbaşkanı Hadi’yi Mina sarayında kabul ederek meşru hükümete güçlü bir destek mesajı verdi. Güney Geçiş Konseyi’nin her türlü askeri ve sivil uygulamalarını reddettiğini açıklayan Kral, son dönemde BAE ile Yemen politikası konusunda ciddi bir ihtilaf içinde olduğunun da açık bir işaretini vermiş oldu.

Aden’deki olaylara ilişkin Yemen hükümetine bağlı bakanların açıklamalarında söz konusu gelişmelerin altında BAE’nin parmağı olduğu açıklandı. Gerek İçişleri Bakanlığı gerek Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamalarda Hizam-ı Emni’nin faaliyetleri BAE’nin açık bir darbe girişimi olarak tasvir edildi. Hadi hükümeti yetkililerinin açıklamalarında da, BAE’nin ülkedeki çeşitli milis güçlere verdiği askeri ve maddi desteğin kesilmesi istendi. Ayrıca olaylarla ilişkin açıklama yapan Islah Partisi ve eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in kurduğu Halk Genel Kongresi partisi gibi siyasi ve askeri aktörler de Hizam-ı Emni güçlerini kınadı.

BAE ile Suudi Arabistan arasındaki bu ihtilafın, Yemen’in içinde bulunduğu mevcut insani ve siyasi krizi daha da derinleştireceği gibi Suudi Arabistan’ı da daha büyük bir çıkmazın içine sokacağı açık. Aden’deki olaylar Arap koalisyonu içindeki ayrışmayı açık bir şekilde ortaya koyarken, Yemenlilerin koalisyona güvenini de büyük ölçüde zedelediğinin altını çizmek gerekiyor.

Doğrudan BAE’nin kontrolünde bulunan askeri ve siyasi güçlerin tek taraflı girişimleri, Yemen’in toprak bütünlüğünün korunması ve siyasi bütünlüğün sağlanmasının artık çok uzak bir ihtimal olduğunu gösteriyor.

Güney Geçiş Konseyi ve Hizam-ı Emni

Son olayların baş aktörü Hizam-ı Emni milisleri, BAE’nin doğrudan mali ve askeri desteği sayesinde, yalnız Aden’de değil, Yemen’in güney bölgelerinin neredeyse tamamında etkin. Güney Yemen ayrılıkçı bayrağını kullanan grup, Arap milliyetçiliği ve sosyalist bir dünya görüşüne sahip. Hizam-ı Emni, 2016 yılı mart ayında Aden şehrine yönelik Husi tehdidine karşı kuruldu. Gençlerden oluşan ve sahip olduğu mühimmat kayıtlı olmayan bu güçler, ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı olarak görev yapıyor. Hizam-ı Emni Güçleri’nin askeri eğitimi ve mühimmat gibi temel askerî ihtiyaçları BAE tarafından sağlanıyor. Sayısal varlığı hakkında çeşitli görüşler bulunsa da farklı komutanlara bağlı 90 bin milisten oluştuğu tahmin ediliyor. Ana hedefi güneyin bağımsızlığı olan grup, Aden dışında Babu’l-Mendeb’e kadar Abyan, Dali, Lahic ve Şebva’nın bazı bölgelerini kontrol altında tutuyor.

Güney bölgelerinin en önemli çatı kuruluşu olan Güney Geçiş Meclisi ise Aden’de kuruldu. Meclis başkanlığını Aydarus ez-Zubeydi yapıyor. Hareketin en önemli amacı BAE’nin desteği ile ayrı bir devlet kurmak. Yemen’in meşru cumhurbaşkanı olan Hadi, bu meclisi tanımayarak gayrimeşru olduğunu ilan etti. Hareketin taleplerine bakıldığında kendi aralarında dahi bir birlik sağlayamadıkları görülüyor. Zira bu hareketi oluşturan çeşitli kabile ve grupların talep, beklenti ve çıkarları arasında da farklılıklar söz konusu.

"Birleşik Yemen" fikri çöküyor

Doğrudan BAE’nin kontrolünde bulunan askeri ve siyasi güçlerin bu tek taraflı girişimleri, Yemen’in toprak bütünlüğünün ve tek Yemen düşüncesinin bu aşamadan sonra ne kadar zor hedefler olduğunu gösteriyor. Kuzey-Güney ayrımı olduğu kadar güneyliler arasında da toplumsal ayrışma, güvensizlik ve kötü niyet daha da derinleşiyor. Husilerin darbe girişimi ve Yemen’i ele geçirme projeleri kadar güneyli ayrılıkçı grupların ve Hizam-ı Emni gibi milis güçlerin toplumsal bölünmeleri derinleştiren politikaları yüzünden Yemen’in toprak bütünlüğünün sağlanması ve iç barışın tesis edilmesinin çok zor bir mesele haline geldiği ifade edilmeli.

Ayrıca bu şartlarda Arap koalisyonunun Husileri yenme planları da mümkün görünmüyor. Gerek İran’ın Aden Körfezi’ndeki menfaatleri, gerekse Husilerin Yemen içindeki pozisyonu hiç olmadığı kadar güçlü. Güneydeki grupların bu dağınık görüntüsü ve parçalanmış hali, Kuzeylilerle Güneyliler arasındaki barışı daha da uzak bir ihtimal haline getiriyor.

Tarihte büyük güçlerin hesaplaşma coğrafyası olan ve bölgesel güçlerin saldırgan politikaları ve uluslararası toplumun kayıtsızlığıyla fakirliğin pençesinde bırakılan Yemen, belki de tarihinin en zor zamanlarını geçiriyor.

Riyad ile Abu Dabi arasındaki Aden çatlağı

Aden'de devlet kurumları ve askeri mevzilerin BAE destekli ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi'ne bağlı güçlerce ele geçirilmesi, Suudi Arabistan ile BAE arasındaki anlaşmazlığı su yüzüne çıkardı.

Riyad ile Abu Dabi arasındaki Aden çatlağı
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli Güney Geçiş Konseyi'nin önceki hafta Yemen'in geçici başkenti Aden'de kontrolü ele geçirmesi ülke tarihi için "dönüm noktası" olmasının yanı sıra, 2015'ten bu yana Husilere karşı oluşturulan koalisyonun iki önemli ülkesi Suudi Arabistan ile BAE arasında "çatlak" oluşturdu.

Yemen'deki ayrılık yanlısı Güney Geçiş Konseyi'ne bağlı Hizam Emni birliklerinin, 10 Ağustos'ta Aden'deki Maaşik Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı ele geçirmesi, zaten kırılgan bir yapıya sahip olan bölgedeki istikrar ve güven ortamını daha da zedeledi. Aden'de BAE destekli güçler ile Yemen hükümetine bağlı Cumhurbaşkanlığı Savunma birlikleri arasında çıkan çatışmalarda onlarca kişi hayatını kaybetti.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın yanı sıra devlet kurumları ve askeri mevzilerin de Güney Geçiş Konseyi'ne bağlı güçlerce ele geçirilmesiyle sonuçlanan çatışmalar, 2015'ten bu yana Yemen'de Husilere karşı savaşan koalisyon güçlerinin iki lokomotif ülkesi Suudi Arabistan ile BAE'yi karşı karşıya getirdi.

Aden'deki olaylar sonrası Abu Dabi Veliaht Prensi'nden "kritik" Riyad ziyareti

Konuya ilişkin yapılan değerlendirmelerde Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid'in söz konusu olaylar sonrası Suudi Arabistan'a gerçekleştirdiği ziyarei ve bu ziyaret çerçevesinde Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmelere dikkat çekilerek, Aden'deki olaylara yoğunlaşılan bu görüşmelerde geçici başkentteki gelişmelerin gelecekte neden olabileceği olumsuz etkilerinden kaçınma çabaları ve koalisyon güçleri saflarındaki birliğin güvence altına alınmasına yönelik ortak bir vizyon üzerinde durulduğu ifade edildi.

Bin Zayid'in Suudi Arabistan ziyareti resmi düzeyde "Hizam Emni güçlerinin Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Aden limanı, uluslararası havalimanı gibi ele geçirdiği noktalardan geri çekilmesini sağlama" konusunda Riyad yönetimiyle anlaşmaya varılması çerçevesinde "başarılı" oldu.

Ortak tehditler karşısında Suudi Arabistan ile BAE arasındaki ortaklığın ve koalisyonun güçlendirilmesi noktasında görüş birliğine varılması da Abu Dabi Prensi'nin Riyad ziyaretinin bir diğer "olumlu" neticesi oldu.

Ancak bu durum Yemen'den kısmen çekilen BAE'nin özellikle bir süre önce Tahran'a gönderdiği heyet sonrası "ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve Yemen" konularında Suudi Arabistan'ınkinden farklı bir siyaset izlediği gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Öyle ki BAE, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını "Tahran'ın frenlenmesi ve İran'a karşı olası bir sıcak savaşa alternatif" olarak görüyor.

BAE'den konuya ilişkin yapılan resmi açıklamalarda, Yemen'deki taraflar arasında diyalog ve sükunetin önemi vurgulanarak, Güney Geçiş Konseyi ile BAE arasında mesafe konulmaya çalışılıyor.

Riyad ve Abu Dabi'nin izlediği politikaların, Yemen'in geleceği ve Husilere karşı savaşa ilişkin uzun vadeli stratejilerde hemfikir olmadığı görülüyor.

Yemen'de Suudi Arabistan ve BAE'nin farklı çıkarları var

Suudi Arabistan ve BAE her ne kadar iki müttefik güç olarak görünmeye çabalasa da Husilere karşı savaşa katılmalarının arkasında farklı çıkarlar yatıyor. Suudi Arabistan, Yemen'in güneyinde BAE destekli ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi'ne değil hükümete destek veriyor.

Sahadaki ittifaklara bakılacak olursa, Suudi Arabistan Yemen'deki hükümete ve ona bağlı güçlere destek verirken, BAE ise 1990 öncesine dönülmesi ve güneyin bağımsızlığını isteyen Güney Geçiş Konseyi'ne destek veriyor ve Hizam Emni ile diğer bazı gruplarla ittifak içerisinde bulunuyor.

BAE, Suudi Arabistan'ın izlediği siyasetten aşamalı şekilde uzaklaşıyor

Abu Dabi yönetimi, geçen mayıs ayında sınırlarında yer alan Fuceyra Limanı açıklarında petrol tankerlerine düzenlenen saldırı sonrası Suudi Arabistan'ın Yemen ve İran politikalarından yavaş yavaş uzaklaşıyor.

Fuceyra Limanı açıklarında yaşanan olayda, ABD ve Suudi Arabistan'dan İran'ı suçlayıcı açıklamalar yapılırken, BAE ise söz konusu olayda İran'ı suçlayıcı bir ifade kullanmaktan çekindi.

Aden'de çatışan tarafların tamamı koalisyonu desteklemelerine rağmen Arap koalisyonunun kentteki tutumuna ilişkin çelişkili açıklamalar yapıyor ki bu noktada Riyad ile Abu Dabi'den gelen açıklamalar "çelişki" konusunu bir adım daha ileriye taşıdı.

BAE destekli Güney Geçiş Konseyi Başkan Yardımcısı Hani bin Berik, birden fazla vesileyle yaptığı açıklamalarda, koalisyon güçleri komutanlığına olan bağlılığının altını çizerken aynı koalisyonun öncü ülkesi Suudi Arabistan'ın müttefiki durumundaki Yemen hükümetini ise en sert şekilde eleştirmekten çekinmedi.

Buna karşı Yemen İçişleri Bakanı Ahmed el-Meyseri ise Aden'de 4 gün süren ve Güney Geçiş Konseyi'nin kenti ele geçirmesiyle sonuçlanan çatışmalar süresince Suudi Arabistan'ı sessiz kalmakla suçladı.

Yemen hükümetinde Müslüman Kardeşler Teşkilatı'na (İhvan) bağlı Islah Partisi yetkililerinin yer aldığını düşünen Abu Dabi yönetimi bu hükümetin büyük ölçüde Suudi Arabistan tarafından desteklediğine inanıyor. BAE ayrıca Yemen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Muhsin el-Ahmar ile İçişleri Bakanı Meyseri gibi bazı isimlere, Islah Partisi'yle ilişkisi olduğu şüphesiyle bakılması gerektiğini düşünüyor.

Riyad ve Abu Dabi yönetimlerinin 11 Ağustos'ta yaptığı çağrıya rağmen şu ana kadar Yemen hükümeti ile Güney Geçiş Konseyi arasında görüşmelerin başladığına ilişkin herhangi bir belirti yok.

Bölgede çatışmaların yeniden başlamayacağı ya da Güney Geçiş Konseyi ile hükümet arasındaki anlaşmazlıkların da öngörülebilir bir gelecekte barışçıl şekilde çözebileceğine dair de de bir veri bulunmuyor.

Güneydeki güvenlik boşluğu ve olası yeni tehlikeler

Yemen'in güneyindeki istikrarsız durum, bölgede ve çevre ülkelerde olası tehlikeleri de beraberinde getiriyor.

Ülkenin güneyindeki istikrarsız durumun devam etmesi, Güney Geçiş Konseyi ile hükümet arasında çatışmaların yeniden patlak vermesi olasılığı ve bölgenin bir güvenlik boşluğuna girmesi halinde, El Kaide'nin güney kent merkezlerindeki nüfuzunu yeniden kazanacağı ifade ediliyor.

Bölgedeki çatışmaların devam etmesi ayrıca Husilere karşı mücadelede koalisyon güçleri ile onları destekleyen grupların çabalarını da bölebilir ki bu durumda Husiler Yemen'in orta kesimindeki kontrol alanını genişletebilir.

Her halükarda BAE, Aden'deki çıkarlarını müttefiki Hizam Emni güçleriyle güvence altına alabilir. BAE bu arada "Amalika" ya da eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in oğlu Tarık Salih liderliğindeki "Ulusal Direniş" güçleri gibi müttefikleriyle de Kızıldeniz'den Aden Körfezi'ne kadar Yemen sahillerinde birliklerini yeniden konuşlandırabilir.

Bu haber 200276 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Hülya Avşar'ın ilk eşi bakın kim çıktı? Tacının elinden alınmasına neden olmuştu....
Hülya Avşar'ın ilk eşi bakın kim çıktı? Tacının elinden...
EDİRNE'nin Keşan ilçesinde, Eşinden haber alamamıştı... Eve döndüğünde yıkıldı.
EDİRNE'nin Keşan ilçesinde, Eşinden haber alamamıştı... Eve...