Son dakika: İBB’de işten çıkarılan işçiler CHP Genel...
Reklam

Son dakika: İBB'de işten çıkarılan işçiler CHP Genel Merkezine gidecek

CHP’li Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay'ın tecavüz skandalında şok detaylar! Mağdur kadının ifadesi ortaya çıktı --CHP'de Kaftancıoğlu krizi! Skandal Atatürk açıklaması sonrası tepki yağıyor!-- SON DAKİKA HABERİ: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve komutanlar izlerken tam isabetle vuruldu! TSK Akdeniz'de 'Fırtına' estirdi -- Jigolo operasyonunda flaş detay! CHP’li Belediyenin çalışanları çıktı -- Son dakika haberi: Suriye’nin kuzeyinde Türk Kızılay aracına kalleş saldırı

14 Eylül 2020 - 15:24 - Güncelleme: 14 Eylül 2020 - 16:40

Son dakika: İBB'de işten çıkarılan işçiler  Genel Merkezine gidecek

Ekrem İmamoğlu'nun göreve geldiği süreden beri istanbulBüyükşehir Belediyesi'nde ciddi bir işçi kıyımı yaşandığı biliniyor. Son dakika bilgisine göre  (İBB) iştiraklerinde işten çıkartılan 20 kişilik grup, yarın  Genel Merkezi önünde eylem yapmak üzere Ankara'ya gidecek.
Giriş Tarihi: 14.9.2020  14:47Son Güncelleme: 14.9.2020  15:06

Son dakika: İBB'de işten çıkarılan işçiler CHP Genel Merkezine gidecek

İBB'ye bağlı şirketlerde işten çıkartılan bir grup işçi, yarın CHP Genel Merkezi önünde yapacakları eylem öncesi meclis toplantılarının gerçekleştirildiği Avrasya Gösteri Merkezi önünde toplandı.

Grup adına açıklamada bulunan işçilerden Samet Gümüş, İBB yönetimi tarafından son bir yıl içerisinde 11 bin 732 kişinin işine son verildiğini öne sürdü.

11 BİN 732 KİŞİNİN İŞ AKDİ FESHEDİLDİ

Seçim öncesi kimseyi işten çıkarmama sözü verildiğini dile getiren Gümüş, "Emek, hak, adalet kavramları sadece seçim dönemine mi hapsoldu? Haklı mıyız, değil miyiz elbette yargı karar verecek. Ne yapmış olabilir ki bu 11 bin 732 kişi de iş akitleri feshedildi? Böyle bir dönemde ailesine ekmek götürmekten başka derdi olmayan bu insanların büyük kısmı yargı kararıyla işlerine iade edilecek. Hatta olmaya başladı. Ne gerek var emekçinin hayatını alt üst etmeye?" diye konuştu.

Bir an önce işlerine dönerek İstanbullulara yeniden hizmet etmek istediklerini ifade eden Gümüş, siyasi liderlerden mücadelelerine destek vermelerini istedi.

Gümüş, grup üyelerinin bu gece Ankara'ya gideceğini ve yarın sabah CHP Genel Merkezi önünde eylem yapacağını kaydetti.

İBB Hidiv Kasrı'nın altını oydu!

’li  Başkanı 'ın tecavüz skandalında şok detaylar! Mağdur kadının ifadesi ortaya çıktı
Son dakika haberi... İş istemek üzere gittiği  Başkanı’nın cinsel saldırısına uğradığı iddia edilen mağdur S.T.’nin ’na verdiği ifade ortaya çıktı. S.T., “Siyasi görüşüme yakın olması nedeniyle ’li ’ne istemeye gittim… Mesai saatlerinden sonra rahat konuşalım diye çiftlik evine götürüldüm… Tecavüze uğradım. İki ay boyunca bu tehdit ve şantajla devam etti” dedi. S.T., "Belediyeden ayrıldıktan sonra bir kafede bir şeyler içiyordum. Mesai saatinden sonra kendisini  olarak tanıtan bir kişi beni aradı. Bana, ‘Başkan adına aradığını, başkanın görüşmek istediğini, mesai saati dışında olduğu için olduğum yerden alıp başkanın bulunduğu yere götürmek istediğini’ söyledi. Ali Çağlar yanıma geldi ve birlikte arabasına bindik. Ben Didim içerisindeki herhangi bir kafede buluşacağımızı zannediyordum. Ali Çağlar ile birlikte giderken köy yollarına saptık." dedi.

Sema Alim Dalgıç
Sabah

Atabay'ın tecavüz skandalında şok detaylar!

İş istediği CHP'li Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay ve bazı belediye görevlilerinin cinsel istismarda bulunup kamera kaydettikleri iddia edilen mağdur kadın S.T.'nin Didim Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği ifade ortaya çıktı. Mağdur kadın, Avukatı Murat Sultansu nezaretinde verdiği ifadesinde yaşadıklarını şöyle anlattı:

"BAŞKAN TELEFON NUMARAMI ALDI"
"2016 yılında daha önceden boşanmış olmam üzerine ekonomik durumumu iyileştirmek için Kuşadası, Didim gibi deniz kenarı yerlere giderek iş bulmaya çalıştım. 2016 yılında bir kış günü Didim Belediyesi'ne gittim ve Başkanlık makamına çıktım. Siyasi görüşüme yakın olması nedeniyle CHP'li Didim Belediyesi'ne gittim. Burada ilk olarak Başkan'ın sekreteriyle görüştüm. Başkan ile görüşmek istediğimi söyledim. Bir süre beklettikten sonra başkan beni odasına çağırdı. Şu anda vaktinin olmadığını söyledi ve telefon numaramı istedi. Beni daha sonra arayacağını kaydetti. Masada bulunan bir kâğıt parçasına numaramı yazdı.


"BAŞKANIN BULUNDUĞU YERE GÖTÜRDÜ"
Belediyeden ayrıldıktan sonra bir kafede bir şeyler içiyordum. Mesai saatinden sonra kendisini Ali Çağlar olarak tanıtan bir kişi beni aradı. Bana, 'Başkan adına aradığını, başkanın görüşmek istediğini, mesai saati dışında olduğu için olduğum yerden alıp başkanın bulunduğu yere götürmek istediğini' söyledi. Ali Çağlar yanıma geldi ve birlikte arabasına bindik. Ben Didim içerisindeki herhangi bir kafede buluşacağımızı zannediyordum. Ali Çağlar ile birlikte giderken köy yollarına saptık.

BİR BİRADAN NE OLACAK Kİ?
Nereye gittiğimizi sorunca 'Bir arkadaşın evine gidiyoruz' dedi. Olayların yaşandığı eve geldik. Başkan ve Başkan Yardımcısı Öznur olduğunu öğrendiğim kişinin alkol içtiklerini gördüm. Hatta ortamda bir kadın olması beni rahatlattı. Ben de eve girdim, oturdum. Daha sonra Öner isimli şahıs yanımıza geldi. Böylece 3 erkek ve 2 kadın olduk. Bana işle ilgili olarak ne işler yaptığımı sordular. Ben de halen işle ilgili sorular sorulması üzerine konuşmaya devam ettim. Bir süre geçti ve hava karardı. Gitmek istediğimi, beni evime bırakmalarını istedim. Öznur Hanım bana sakin olmamı ve kalmamı söyledi. Hatta bana içki içmeyi teklif etti ve 'Bir biradan ne olacak ki?' dedi. Ben de ısrar etmeleri üzerine bir bira içtim. Ben kalkmak istediğim halde Öznur Hanım bana hep beraber kalkarız diyerek ısrar etti.

"UYUŞTURUCU MADDE İÇTİLER"
Sonrasında ben ikinci birayı da içmeyi kabul ettim. Bunların çantalarından, ceplerinden küçük küçük uyuşturucu madde olduğunu düşündüğüm maddeler çıkmaya başladı. Uyuşturucu maddeler sehpadan ve ellerinden çektiler. Bana da teklif ettiler ve çok az bir dene dediler. Hatta Öznur burnuma doğru getirdi. Sonrasında ben de nefes aldığım için bir andan içime uyuşturucu maddeyi çektim. Sonrasında bir anda başım döndü ve kendimi kaybettiğimi hissettim.

Ne kadar sürenin geçtiğini bilmiyorum ancak ben yerde çıplak vaziyette acı içinde uyandığımı hatırlıyorum. Uyandığımda Öner Çiçek, Ahmet Deniz Atabay ve Öznur Gündoğdu isimli şahıslar üçlü birliktelik yaşıyordu. Sonrasında Ahmet Deniz Atabay ve Öner Çiçek bana tecavüz etti. Sonrasında tekrar kendimden geçtiğimi ve kendime geldiğimde çığlık çığlığa ağlayarak 'beni eve götürün' şeklinde bağırmaya başladığımı hatırlıyorum.


GÖRÜNTÜLERLE TEHDİT ETTİLER
Sonrasında giyindim ve Ali Çağlar ile birlikte yola çıktık. Biraz ilerledik ve Ali Çağlar 'Her şeyi görüntülediğimi gördün dimi' dedi. 'Oğlun varmış bunlardan bahsettiğin takdirde oğlun da bu görüntüleri görür. Başkan seni beğendi, çağırdığı zaman geleceksin' dedi. Ben sesimi çıkarmadım ve evimi bilmemeleri için kent meydanında indim ve eve gittim.

"BENİM DIŞIMDA DA KADINLAR OLDUĞUNDAN ŞÜPHELENİYORUM"
Bu olaydan sonra da bana tuşlu bir telefon vererek bu telefondan başka bir kimseyi aramamamı, bana buradan ulaşacaklarını söylediler. Ben kimseyi bu telefondan aramadım. Sonrasında haftada bir, on günde bir beni arayarak Ahmet Deniz Atabay, Öner Çiçek, Öznur Gündoğdu ve Ali Çağlar isimli şahıslarla görüşmeye zorla devam ettim. Ancak benim dışında kadınların olduğundan da şüphelendim. Hatta benim dışımda kadınların olduğunu düşünüyorum.


İki ay boyunca şahıslarla görüşmeye devam ettim. İki ay içerisinde beni aramamaya başladılar. Ben de iki ayın sonunda bahse konu cep telefonunu ve kartını değiştirerek Didim'den İzmir'e kaçtım. Kaçtığımda vücudumda yara-bereler vardı."

CHP'de Kaftancıoğlu krizi! Skandal Atatürk açıklaması sonrası tepki yağıyor!
'nun skandal Atatürk açıklamasının ardından 'de sular durulmuyor. Vekillerden tek tek tepki toplayan Kaftancıoğlu'na bir tepki de CHP'den ihraç edilen İstanbul Barosu Eski Başkanı Prof. Dr. 'dan geldi. Kocasakal, Atatürk hayatta olsa asıl sizi de, sizi oraya getirenleri de, buna sessiz kalanları da sopayla kovalayıp, 'Benim partimde ne işin var' derdi" ifadelerini kullandı.

Giriş Tarihi: 14.09.2020 Güncelleme Tarihi: 14.09.2020 
CHP'de Kaftancıoğlu krizi!

CHP'de Kaftancıoğlu krizi! Skandal Atatürk açıklaması sonrası tepki yağıyor!

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun; "Ben Atatürk değil, Gazi Mustafa Kemal derim" şeklindeki sözleri partide tartışılmaya devam ediyor.
CHP'den ihraç edilen Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nu eleştirdi ve "Atatürk hayatta olsa asıl sizi de, sizi oraya getirenleri de, buna sessiz kalanları da sopayla kovalayıp, 'Benim partimde ne işin var' derdi. Evet, sizin bırakın il başkanlığını, bu partide yeriniz yok" ifadelerini kullandı.

CHP'de Kaftancıoğlu krizi! Skandal Atatürk açıklaması sonrası tepki yağıyor!

Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ın, sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki şahsi hesabından yaptığı açıklama şöyle:
"Bayan Kaftancıoğlu, hiç debelenmeyin! Mustafa Kemal Atatürk sizin zihninizde, fikrinizde, genetiğinizde yok. Bu gerçek, 'askeri' olmaktan rahatsızlık duyup, bunu örtbas etmek için samimiyetsiz bir 'yoldaşlık' uydurmanızdan, söylemlerinizden belli."
"Siz kimsiniziz ki Atatürk'ün yoldaşı olasınız.! Sizin kategorinizi de, gerçek aidiyetinizi de, alışkanlıklarınızı da çok iyi biliyoruz. Kimseyi kandıramazsınız. Donmuş olan da, statik olan da asıl sizsiniz."

CHP'de Kaftancıoğlu krizi! Skandal Atatürk açıklaması sonrası tepki yağıyor!

"Atatürk hayatta olsa asıl sizi de, sizi oraya getirenleri de, buna sessiz kalanları da sopayla kovalayıp, 'Benim partimde ne işin var' derdi. Evet, sizin bırakın il başkanlığını, bu partide yeriniz yok. Ait olduğunuz yere gidin."
"Çırpındıkça batıyorsunuz. Bu sizin aslınıza rücu edişiniz. Size bu cüreti verenleri de biliyoruz. Çok mu zor: Biraz dürüstlük, biraz ahlak, biraz samimiyet lütfen!"

CHP'de Kaftancıoğlu krizi! Skandal Atatürk açıklaması sonrası tepki yağıyor!

KAFTANCIOĞLU: KİŞİLERİN İSİMLERİNDEN SÖZ EDERKEN, BELİRLİ ALIŞKANLIKLARLA BUNLARIN ÖZEL ATIFLARLA KATEGORİZE EDİLMESİNE KARŞIYIM"

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 9 Eylül'de video konferansla gerçekleştirilen Taksim Toplantıları'na konuk oldu. 1.5 saatlik konuşmasında Kaftancıoğlu, Atatürk'e atfen üç kez Gazi Mustafa Kemal ifadesini kullandı.
Kaftancıoğlu, TBMM eski Başkanvekili Uluç Gürkan'ın, "Atatürk adını kullanmamak tercihiniz mi?" sorusuna şu cevabı verdi:
"Kişilerin isimlerinden söz ederken, belirli alışkanlıklarla bunların özel atıflarla kategorize edilmesine karşıyım. Yıllardır kullandığım gibi bu şekilde ifade etmek, kendimi ait hissettiğim bir ifade olduğu için tercih ediyorum."
SON DAKİKA HABERİ: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve komutanlar izlerken tam isabetle vuruldu!  Akdeniz'de 'Fırtına' estirdi

SON DAKİKA HABERİ: Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ve  Komuta Kademesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde icra edilen Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel Akdeniz Fırtınası-2020 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü'ne katılarak tatbikatı izledi. Bakan Akar ve TSK Komuta Kademesi'nin izlediği tatbikatta; denizden sızma harekatı gerçekleştirildi, belirlenen hedefler deniz topçularının atışları, komandolar ve F-16 tarafından tam isabetle vuruldu. MSB, o anlara ilişkin görüntüleri ve kareleri paylaştı.

Giriş Tarihi: 14.9.2020  13:18 Son Güncelleme: 14.9.2020  13:28

SON DAKİKA HABERİ: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve komutanlar izlerken tam isabetle vuruldu! TSK Akdeniz'de 'Fırtına' estirdi

Milli Savunma Bakanlığı'nın Twitter hesabından "Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ve  Komuta Kademesi'nin izlediği tatbikatta; denizden sızma harekatı gerçekleştirildi, belirlenen hedefler deniz topçularının atışları, komandolar ve F-16 tarafından tam isabetle vuruldu." mesajı paylaşıldı.

SON DAKİKA HABERİ: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve komutanlar izlerken tam isabetle vuruldu! TSK Akdeniz'de 'Fırtına' estirdi

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ile Antalya Kaş'taki temaslarını tamamlamasının ardından dün Lefkoşa'ya geldi.

SON DAKİKA HABERİ: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve komutanlar izlerken tam isabetle vuruldu! TSK Akdeniz'de 'Fırtına' estirdi

Ercan Havalimanı'nda Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Sezai Öztürk ve diğer yetkililer tarafından karşılanan Bakan Akar ve Komutanlar, buradan helikopterlerle tatbikat alanına geçti.

Tören mangasının selamlanması sonrası Bakan Akar ve  Komuta Kademesi'nin alandaki yerlerini almalarıyla Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı arasında karşılıklı eğitim, iş birliği ve birlikte çalışabilirliği geliştirmek üzere birleşik, müşterek ve fiili olarak icra edilen Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel Akdeniz Fırtınası-2020 Tatbikatı'nın "Seçkin Gözlemci Günü" faaliyetleri başladı.

SON DAKİKA HABERİ: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve komutanlar izlerken tam isabetle vuruldu! TSK Akdeniz'de 'Fırtına' estirdi

HEDEFLER YERLE BİR EDİLDİ

Faaliyetler kapsamında ilk olarak denizden sızma harekatı gerçekleştirildi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait fırkateynden ayrılan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına bağlı özel kuvvet unsurları denizden sızma harekatı ile sahilde belirlenen hedefleri başarıyla imha etti.

Deniz topçusu tarafından işaretli hedeflerin tam isabetle vurulması sonrasında ATAK helikopterlerinin eşliğinde hava hücum harekâtı gerçekleştirildi. Harekât kapsamında komandolar helikopterlerle tatbikat alanına indirildi. Komandoların tespit ettiği hedefler savaş uçakları tarafından yerle bir edildiği tatbikatta İHA'lar da görev aldı.

SON DAKİKA HABERİ: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve komutanlar izlerken tam isabetle vuruldu! TSK Akdeniz'de 'Fırtına' estirdi

KIBRIS BİZİM MİLLİ MESELEMİZ

Faaliyetlerin tamamlanmasının ardından personele hitap eden Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, sözlerine tatbikatta başarıyla görev alan personeli kutlayarak başladı.

Bir askerin en önemli özelliğinin başarma, savaşma azim ve kararlılığı olduğunu vurgulayan Bakan Akar, "Bu azim ve kararlılık ne zamana kadar sürecek? Ölünceye, yani şehit oluncaya kadar" diye konuştu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin başta FETÖ, PKK/YPG, DEAŞ terör örgütleri olmak üzere diğer tehdit ve tehlikelere karşı yoğun bir mücadele verdiğini belirten Bakan Akar, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu asil milletin egemenliği, bağımsızlığı için güçlü, kuvvetli, bilgili ve disiplinli olması lazım. Ülkemizin, milletimizin egemenliği, bağımsızlığı 83 milyonun güvenliği, 780 bin kilometrekarelik vatan toprağının, mavi vatanın ve semalarımızın kontrolü için, hatta gelişen çağda bir de siber vatan var, bunlara hakim olabilmek için 'biz' diyerek çalışarak, görevimiz neyse elimizden geldiğince 'ölürsem şehit kalırsam gazi' anlayışı içinde bunu yerine getireceğiz" ifadelerini kullandı.SON DAKİKA HABERİ: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve komutanlar izlerken tam isabetle vuruldu! TSK Akdeniz'de 'Fırtına' estirdi

Tatbikatların önemli olduğunu, personelin bundan azami şekilde yararlanmasının önemine değinen Bakan Akar, konuşmasında askeri, savunma ve güvenlik konularındaki gelişmelere de değindi.

"Kıbrıs bizim milli meselemiz" diyen Bakan Akar, "Hiçbir oldubittiye izin vermeyeceğimizden hem kendi hem de KKTC'li kardeşlerimizin hak alaka ve menfaatlerini sonuna kadar koruyacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın" dedi.

SON DAKİKA HABERİ: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve komutanlar izlerken tam isabetle vuruldu! TSK Akdeniz'de 'Fırtına' estirdi

BİZ BARIŞTAN, DİYALOGDAN, GÖRÜŞMELERDEN YANAYIZ

Türkiye'nin uluslararası anlaşmalar kapsamında Kıbrıs'ta garantör bir ülke olduğunu hatırlatan Bakan Akar, şunları söyledi:

"Biz Kıbrıs'ı milli mesele kabul ediyoruz ve buradayız. Burada bize düşen görev neyse, 1974'te ne yaptıysak aynı ruh, aynı heyecan aynı esaslar dahilinde KKTC'li kardeşlerimizin güvenliği, bekası için her türlü şeyi yaptık, yapmaya hazırız bundan da kimsenin şüphesi olmasın. Doğu Akdeniz'de hak alaka ve menfaatlerimiz var. Bunlara karşı bir kısım ülkeler bazı karşı hareketler, eylemler yapıyor. Biz bunları büyük bir sabırla takip ediyoruz. Fakat hakkımızı hukukumuzu korumak yönünde yapmamız gereken ne varsa, atmamız gereken ne adım varsa kararlılıkla tek vücut olarak bunları yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Bizim buradaki haklarımızdan fedakarlık yapmamız, hakkımızı feda etmemiz asla söz konusu değil. Biz barıştan, diyalogdan, görüşmelerden, müzakerelerden yanayız ve bu olayın siyasi bir şekilde çözülmesinden yanayız diğer taraftan da hiçbir oldubittiye müsaade etmeyeceğimizi, kendi hakkımızı, KKTC'li kardeşlerimizin hakkını çiğnetmeyeceğimizi de herkes kafasına soksun."

Jigolo operasyonunda flaş detay! ’li Belediyenin çalışanları çıktı
Jigolo operasyonunda şok detay! 2'si CHP'li belediyenin...
’da internet sitesi üzerinden jigolo ilanı veren bir çetenin 74 üyesin içinde ’li  çalışanlarının da olduğu ortaya çıktı. Beylikdüzü Belediyesi çalışanı 2 görevlinin, söz konusu jigolo sitesinin çağrı merkezinde çalıştıkları belirlendi. Çağrı merkezinden Bağlantı kurulan insanların, "Sen 'cülerin hesabına para yatırmışsın. Başın belada ancak biz sana yardım edeceğiz. Bunun için para gerekli" diyerek arandıkları anlaşıldı.
ATAKAN IRMAKATAKAN IRMAK
DİLEK YAMANDİLEK YAMAN
Giriş Tarihi: 14.9.2020  13:49 Son Güncelleme: 14.9.2020  14:29

Jigolo operasyonunda flaş detay! CHP’li Belediyenin çalışanları çıktı

Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da elebaşılığını Ç.Ö.'nün yaptığı bir çete internet sitelerine jigolo ilanları verdiği ortaya çıkış ve ilanlarda jigolo adayları arandığı belirtilerek erkeklere kadınlarla tanışıp yüklü miktarlarda para kazanabilecekleri vaat edilmişti.

Kolay yoldan para kazanma fırsatı bulduğunu düşünenler ise çetenin kurduğu internet sitelerine kişisel bilgilerini girerek VIP ya da Gold üye yapılarak gözleri boyanmıştı.

Günde birlikte olduğu kadınlara göre 2 ile 5 bin TL arasında para kazanabileceği belirtilen üyelere derecesine göre bin ile 2 bin TL arasında kayıt parası alınarak tuzağa düşürülmüştü.

9 MİLYONLUK VURGUN

Bu görüşmeden sonra çetenin başka bir üyesi, iyice tuzağa çekilmiş erkeği arayarak, "Sen FETÖ'cülerin hesabına para yatırmışsın. Başın belada ancak biz sana yardım edeceğiz. Bunun için para gerekli" diyerek, verdikleri hesaba ek para yatırması isteniyordu. Bu görüşmelerden sonra da bağlantı koparılıyordu. İyice dolandırılan kişi çeteyle bir daha temas kuramıyordu. Çetenin tuzağına düşürdüğü yüzlerce erkeği dolandırdığı anlaşılırken, günlük 50 ile 60 bin TL arasında dolandırdıkları, 6 ayda da yaklaşık 9 milyon TL vurgun yaptıkları anlaşıldı.

TUZAĞA DÜŞEN 30 KİŞİ ŞİKÂYETÇİ OLDU

Çete üyelerinin kazandıkları paralarla lüks bir yaşam sürdükleri belirlendi. Çeteden 30 kişi şikâyetçi olurken, yüzlerce kurbanın hem dile düşmemek hem de aileleri ve yakın çevrelerinin duymasından çekindikleri için şikâyetçi olmayı tercih etmedikleri de tespit edildi. İnternette çok sayıda erkeğin bu sitelerle ilgili şikâyet yazıları yer alırken, isimlerini gizleyerek yazan erkekler bu yazılarda para yatırmaktan bıktıklarını söyleyerek yardım istiyor.

'ALO JİGOLO ÇAĞRI MERKEZİ'

Jigolo aramaları için kurulan çağrı merkezi çalışanlarından 2 çete üyesinin CHP'li Beylikdüzü Belediyesi'nde çalıştıkları ortaya çıktı. Kamu görevlisi olarak çalışan Hüseyin Ç., ve Latif S.'nin belediyesinin spor kompleksinde görev yaptıkları belirlenirken her iki üyenin de arda kalan zamanlarda jigolo çağrı merkezinde görev yaptığı ortaya çıktı.

CHP'Lİ BELEDİYE ÇALIŞANLARININ İFADELERİNE ULAŞILDI

CHP'li 2 personelin savcılık ifadelerine ulaşıldı. Belediyenin spor kompleksinde görev yapan L. S., kendisinin pazarlamacı olduğunu bu nedenle diğer personel H. Ç. ile irtibatlı olduğunu kaydetti. H.Ç.'den aldığı ürünleri pazarcılara sattığını kaydeden L. S., operasyon dosyasına giren ses kaydı tapelerinin bu nedenle oluşmuş olduğunu, aralarında kişisel bir borç nedeniyle para konusu konuşulduğunu ve iş arkadaşı olduğu nedeniyle kendisinin örgüt hiyerarşisine dahil edildiğini anlattı.

"JİGOLO OLMAK İSTEYENLERİN ARKADAŞLARIYLA TANIŞMAK İSTEDİM"

Jigolo operasyonunda gözaltına alınması nedeniyle kendisinde büyük bir zarar oluştuğunu beyan eden genç adam kamu görevlisi olduğunu, bu nedenle tahliye edilmesi gerektiğini belirtti. Örgüt üyesi olduğu iddia edilen diğer Beylikdüzü Belediyesi çalışanı H.Ç. ise savcılık ifadesinde jigololarla konuştuğu tapelerin yanlış anlaşıldığını, tek derdinin jigolo operasyonunda gözaltına alınan şahısların arkadaş çevresini kullanmak olduğunu ve bu sayede jigololara ayda 5-6 adet araç sattığını kaydetti. Örgüt yöneticisi olan Eda A., ile arkadaş olduklarını kendisinin Eda'ya yardım etmediğini söz konusu tapelerin ticari amaçla oluştuğunu beyan etti. Örgüt hiyerarşisinde nasıl dahil edildiğini anlamadığını beyan eden H. Ç., örgüt üyesi olduğu iddia edilen şahıslara temizlik ihtiyacı malzemesi sattığını kaydetti.

TUTUKLANDILAR

İfadeleri ardından Cumhuriyet savcısı Ahmet Gezgin Çam tarafından tutuklamaya sevk edilen 2 CHP'li personel, Sulh Ceza Hakimliğinde yıllardır devlet memuru oldukları, aile babası olduklarını, itibarlarının zedeleneceklerini ifade ederek serbest bırakılmak istediler. Hakimlik suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiğini belirlediği 2 belediye çalışanının örgüte dahil şüphelilere talimat verip örgüt hiyerarşisi içerisinde yer alarak üye konumunda bulunduklarını belirtip tutuklanmalarına karar verdi. Jigolo operasyonu ile ilgili yürütülen soruşturma İstanbul Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından devam ediyor.

Aleyna Çakır'ın ölümüyle ilgili şok gelişme! Aleyna Çakır'ın ses kayıtları Müge Anlı'da ortaya çıktı! Harem Otogarı'ndaki olayda şikayetçi polislerin ifadeleri ortaya çıktı Şehir eşkıyası adam, evli kadının korkulu rüyası oldu! "Benimle birlikte olacaksın"
Son dakika haberi: Suriye’nin kuzeyinde Türk  aracına kalleş saldırı
Suriye’nin kuzeyinde seyir halindeki Türk  aracına düzenlenen silahlı saldırıda bir Kızılay personeli şehit oldu, bir personel yaralandı. Yapılan açıklamada son dakika haberine ilişkin şu bilgiler verildi; Saldırı sonucu araçta bulunan Kızılay El-Bab Sevgi mağazasında çalışan bir Türk Kızılay personeli şehit oldu, bir personel de yaralandı. Bir kişi de saldırıdan yara almadan kurtuldu.
Giriş Tarihi: 14.9.2020  12:05Son Güncelleme: 14.9.2020  14:21

Son dakika haberi: Suriye’nin kuzeyinde Türk Kızılay aracına kalleş saldırı

Alçak son dakika saldırısının adresi Suriye... Edinilen bilgiye göre Suriye'nin kuzeyinde görevli Türk Kızılay ekibinin bulunduğu araca düzenlenen silahlı saldırıda, bir personel şehit oldu, bir personel de yaralandı.

İŞTE ARACIN HALİ;

Aracın ateş aldığında camlarının kırıldığı ve gövdesinde kurşun yırtıkları oluştuğu gözlendi;

MEHMET ARİF KIDIMAN ŞEHİT OLDU

Suriye'nin El Bab bölgesinde yardım faaliyetlerinde görevli olan Mehmet Arif Kıdıman'ın içinde olduğu Kızılay aracına silahlı saldırı düzenlendi. Olayda Düzceli Kıdıman olay yerinde hayatını kaybederek şehit oldu.

TSK SORUMLULARIN PEŞİNDE

Bölgede TSK unsurları uluslararası dokunulmazlığı olan yardım araçlarına saldıran alçakların izini sürmeye başladı.

Milli Savunma Bakanlığı konuyla ilgili tüm tahkikatların yapılarak sorumluların saldırılarının misliyle karşılık bulacağını açıkladı.

KIZILAY ARACI OLDUĞU HALDE VURULDU!

Türk Kızılay'dan yapılan açıklamaya göre, üzerinde ve tavanında belirgin bir şekilde Kızılay amblemi bulunan seyir halindeki Türk Kızılay aracına, Çobanbey- El-Bab arasında, plakasız iki araç içeresinden yüzleri maskeli ve kamuflaj kıyafetli kişiler tarafından çapraz ateş açıldı.

BİR PERSONEL YARALANDI, BİR PERSONEL DE YARA ALMADAN KURTULDU

Saldırı sonucu araçta bulunan Kızılay El-Bab Sevgi mağazasında çalışan bir Türk Kızılay personeli şehit oldu, bir personel de yaralandı. Bir kişi de saldırıdan yara almadan kurtuldu.

Son dakika haberi: Suriye'nin kuzeyinde Türk Kızılay aracına kalleş saldırı! 1 yaralı 1 şehit

YARALI OLAN PERSONEL TÜRKİYE'YE GETİRİLİYOR

Çobanbey'de tedavi altına alınan yaralı personelin hayati tehlikesinin bulunmadığı ve ilk tedavisinin ardından Türkiye'ye sevk edileceği belirtildi.

Son dakika haberi: Suriye’nin kuzeyinde Türk Kızılay aracına kalleş saldırı

KIZILAY BAŞKANI'NDAN SON DAKİKA AÇIKLAMASI

Saldırı haberi üzerine bölgeye giden Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, "Uluslararası hukukla korunması gereken, üzerinde belirgin bir şekilde Kızılay amblemi taşıdığı için uluslararası insancıl hukuka göre dokunulmazlığı bulunan Kızılay personeline yapılan alçakça saldırıyı şiddetle kınıyorum. Ülkemizin de çabalarıyla saldırganların en kısa zamanda yakalanacağına inanıyorum. Tüm Kızılay camiasına başsağlığı diliyorum. Bu olay, 2011 yılından bu yana Suriye'nin içerisinde bulunan ve sadece buradaki sivil insanların acısını dindirmek için gayret sarf eden Kızılaya değil bütün insanlığa yapılmış bir eylemdir" ifadelerini kullandı.

Türk Kızılayı Genel Müdürü'nden kalleş saldırı hakkında açıklama

MSB'DEN AÇIKLAMA: MİSLİYLE ÖDEYECEKLER

Milli Savunma Bakanlığı, Suriye'de Kızılay aracına teröristlerce yapılan saldırıyı lanetleyerek, "Şehidimizin kanı yerde kalmayacak, teröristler bu saldırının hesabını misliyle ödeyecektir" açıklamasını yaptı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Suriyeli kardeşlerimize insani yardım ulaştırmak üzere Suriye'nin kuzeyinde bulunan Kızılay ekiplerimizin aracına teröristlerce ateş açılmış, kalleş saldırıda 1 Kızılay personeli şehit olmuş, 1 personel de yaralanmıştır. Bu alçak saldırıyı şiddetle lanetliyoruz. Uluslararası hukukta dokunulmaz olan bir yardım kuruluşuna bile saldıracak kadar alçalan teröristlerin yakalanması için karadan ve havadan her türlü tedbir alınmaktadır. Şehidimizin kanı yerde kalmayacak, teröristler bu saldırının hesabını misliyle ödeyecektir" denildi.

ŞEHİDİMİZİN ATEŞİ DÜZCE'YE DÜŞTÜ

Yardım görevlisi Şehit Kıdıman'ın Düzceli olduğu bilgisine ulaşıldı.

VAHİM VE İNSANLIK DIŞI

Güvenlik uzmanı ve akademisyen Abdullah Ağar yaptığı değerlendirmede Suriye'nin kuzeyinde Türk Kızılay aracına düzenlenen kalleş silahlı saldırı ile ilgili olarak vahim ve insanlık dışı bir saldırı olarak söz etti. A Haber'de kalleş saldırıyı değerlendiren Ağar "Şimdi Çobanbey ile El Bab arasında olduğu gözüküyor. Bizim devletimizin yardım kuruluşları bölgede faaliyet gösteriyor. Bunlar aynı zamanda istikrarın da unsuru. Orada faaliyet gösteren yardım kuruluşları coğrafyada refahın temini için ortaya koydukları etki terör örgütlerini ve terör örgütlerini destekleyen devletleri rahatsız ediyor. Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde ortaya koyduğu varlıktan rahatsız olanlar organize ediyor. Saldırının arkasında YPG/PKK'nın olabileceğini ve onla işbirliği yapan grupların olabileceğini değerlendiriyorum" dedi.

 haberi: 'nda bir ilk! Başkan Erdoğan'dan önemli açıklamalar...

Giriş Tarihi: 12.9.2020  15:31 Son Güncelleme: 12.9.2020  17:50

 haberi: Başkan 'nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nda önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a çok sert tepki gösterdi. Erdoğan, "Siz bize insanlık dersi veremezsiniz önce bunu öğren. Sayın Macron senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. Türk milletiyle uğraşma, Türkiye'yle uğraşma" dedi. Erdoğan Yunanistan'a da ince bir mesaj göndererek, "Yeri geldiği zaman 'komşu, komşu, komşu' diyorsun. O zaman komşuluğun hakkını ver. Yanlış yollara girme." ifadelerini kullandı. Erdoğan, Türkiye'nin artık IMF diye bir kapısının da olmadığını belirtti.

Son dakika haberi: Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda bir ilk! Başkan Erdoğan'dan önemli açıklamalar...

Son dakika haberi... Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nda önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan daha sonra TOBB ETÜ Mezuniyet Töreni'ne katıldı. Erdoğan burada, "Ekonomik faturalarından ziyade darbelerin asıl etkisi, adalet sistemimiz üzerinde yol açtığı ağır tahribattır." dedi.

TÜM VESAYET İZLERİNİ ORTADAN KALDIRDIK

Başkan Erdoğan TOBB ETÜ Mezuniyet Töreni'nde, "Türkiye'nin demokrasi mücadelenin aynası işte bu (Demokrasi ve Özgürlükler Adası) adadır. Türk demokrasisinin dibe vurmasının da şaha kalkmasının da sembolü burasıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi başta olmak üzere hayata geçirdiğimiz reformlarla demokrasimizin üzerindeki tüm vesayet izlerini ortadan kaldırdık. 15 Temmuz destanımızla vesayet heveslilerine asla unutamayacakları bir ders verdik." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan TOBB ETÜ Mezuniyet Töreni'nde önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na geldi!

KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI'NA: SİZİN BU PUANLAMALARINIZIN KIYMETİ HARBİYESİ YOK

Erdoğan, Kredi derecelendirme kuruluşlarıyla ilgili "Kalkmışlar bizim puanımızı düşürme yoluna gidiyorlar. Ne yaparsanız yapın sizin bu puanlamalarınızın kıymetiharbiyesi yok." dedi.

Başkan Erdoğan'ın Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'ndaki açıklamaları ise şu şekilde:

MİLLETİMİZİN TARİHİNE SAVAŞ AÇANLARIN AMAÇLARINI ASLA UNUTMAYACAĞIZ

Sempozyumun milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Emeği geçen tüm kurumlarımıza ve katılımcılara teşekkür ediyorum. Yakın tarihimize baktığımızda ülkemizin demokrasi tecrübesinin vesayet, cuntalar lekesiyle dolu olduğunu görüyoruz. Yakın tarihimize baktığımızda darbeler ve cuntaları görüyoruz. Milletimizin tarihine savaş açanların amaçlarını asla unutmayacağız.

Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan: "15 Temmuz'da 'Bizim çocuklar yine başardı' demek için bekliyorlardı

HİÇBİR DARBE MEŞRU VE MİLLİ DEĞİLDİR

Türkiye'de bugüne kadar yapılmış veya teşebbüs edilmiş hiçbir darbe, özellike vesayetin hiçbir oyunu, meşru, milli, masum, onurlu değildir. Her darbe bir önceki darbenin yarım bıraktıklarını, başaramadıklarını tamamlamak için gerçekleştirilmiştir. 15 Temmuz gecesi söylediğimiz gibi milletin gücünün üzerinde bir güç görmedik, tanımadık ve tanımıyoruz.

15 TEMMUZ'DA DA 'BİZİM ÇOCUKLAR YİNE BAŞARDI' DEMEK İÇİN BEKLİYORLARDI

12 Eylül sabahı köşe başlarında mevzilenmiş tanklar tanıdık bir felaketin habercisiydi. Hiç şüphe yok ki 15 Temmuz gecesi birileri yine aynı mekanlarda 'Bizim çocuklar yine başardı.' demek için bekliyordu. Türkiye'yi 12 Eylül Darbesi'ne hazırlayan karanlık odak darbe sonrasının planlamasını da yapmıştı. Askeri rejimin bu ülkenin milli ve yerli tüm unsurlarının birikimlerini yok etme gayretinin FETÖ'nün önünü açmak için olduğunu bugün daha iyi görebiliyoruz.

ARTIK BİZİM IMF DİYE BİR KAPIMIZ YOK

Ekonomimizi IMF'E muhtaç ve mahkum hale getirdiler. 2013'te borcu biz sıfırladık. Artık bizim IMF diye bir kapımız yok, biz bize yeteriz. Bu ülke kendine yeter.

PEK ÇOK TOPLUMSAL SARSINTININ TEMELİNDE 12 EYLÜL DARBESİ VARDIR

Nice eserler bilinçli bir şekilde imha ediliyordu. Amaç milletimizin değerlerini oluşturan bilincin maddi alt yapısını tümü ile yok etmektir. Ülkemizin fikir hayatı 12 Eylül darbesinden sonra hiçbir zaman eskisi kadar canlı olamadı. Son dönemde gündeme getirilen pek çok toplumsal sarsıntının temelinde 12 Eylül Darbesi vardır. Darbe ve vesayet düzeni, Türkiye'ye doğrudan müdahalenin ağır sonuçlarıyla karşılaşmak istemeyenlerin hep vazgeçilmez araçları olmuştur.

Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron'a sert tepki! "Senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak"

MACRON'A SERT TEPKİ: SENİN ŞAHSIMLA DAHA ÇOK SIKINTIN OLACAK

Bir terör devleti oluşturulmaya çalışılıyor Suriye'de, Libya'da karşımızda darbeci Hafter ve Wagner diye silahlı güçler bütün bunların yanında Fransa sürekli gündemde. Siz bize insanlık dersi veremezsiniz önce bunu öğren. Sayın Macron senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. Libya'ya petrol, Afrika ülkelerine elmas için gidiyor. Tarih bilgin de yok. Sen Fransa'nın tarihini de bilmiyorsun. Önce Türk milletiyle uğraşma, Türkiye'yle uğraşma.

YUNANİSTAN'A İNCE MESAJ: YANLIŞ YOLLARA GİRME

Erdoğan, Yunanistan ile ilgili "Yeri geldiği zaman 'komşu, komşu, komşu' diyorsun. O zaman komşuluğun hakkını ver. Yanlış yollara girme. Yanlış iş yapıyorsunuz, bu yollara girmeyin, hepten yalnız kalırsınız." dedi.

Başkan Erdoğan daha sonra TOBB ETÜ Mezuniyet Töreni'ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda önemli açıklamalar

DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI'NDA İLK PROGRAM

Başkan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 27 Mayıs'ta açılan "Demokrasi ve Özgürlükler Adası"nda yapılan sempozyum, buradaki ilk program niteliğini taşıyor.

12 EYLÜL FOTOĞRAF SERGİSİNİ GEZDİ

Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve eski başbakanlardan Tansu Çiller, 12 Eylül fotoğraf sergisini gezdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan eski Başbakan Tansu Çiller ile Demokrasi Adası'nda sergiyi gezdi

DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI

1960 darbesi sonrası merhum başbakanlardan Adnan Menderes ve arkadaşlarının idamlarıyla neticelenen yargılamaların yapıldığı Yassıada'nın adı, 2013'te Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak değiştirilmişti.

Çehresi son 5 yılda değişen 103 bin 750 metrekarelik alana sahip ada, eski günlerini geride bırakarak toplumsal hafıza açısından son derece önemli bir kongre merkezine ve açık hava müzesine dönüştürülmüş, 27 Mayıs 1960 darbesinin 60. yılında Başkan Erdoğan tarafından halkın hizmetine açılmıştı.

12 Eylül darbesi manşetlere ve fotoğraflara böyle yansıdı!Son dakika: Başkan Erdoğan'dan  darbesinin 40. yılında vesayet odaklarına net mesaj: Hiçbiri masum değildir

Son dakika haberine göre, Başkan  1980 darbesinin 40. yılı dolayısıyla Demokrasi ve 'nda düzenlenen "Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu"nda önemli açıklamalarda bulundu. Hiçbir darbenin masum olmadığını dile getiren Başkan Erdoğan, "Her şeyden önce şu gerçeği ülkemizdeki herkesin kabul etmesi gerek; Türkiye'de yapılmış ve teşebbüs edilmiş hiçbir darbe, vesayetin hiçbir oyunu meşru değildir, milli değildir, masum değildir, onurlu değildir." dedi. Doğu Akdeniz'deki gerilim ile de konuşan Erdoğan, "İsim olarak anmak istemiyorum ama mecburum anmaya çünkü o şahsımla çok uğraşıyor. Diyor ki, "Türk milleti ile değil ama bizim Erdoğan ile sıkıntımız var" sayın Macron senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak." ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan: Hiçbiri masum değildir
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi kendi başına bırakılamayacak kadar önemli bir yer olarak tarif edenlerin, ülkeyi doğrudan ve dolaylı ama mutlaka vasiler eliyle yönetmek için her yolu denediğini belirterek, "Milletimiz 15 Temmuz'da gösterdiği cesaret ve kahramanlıkla ortaya koyduğu dirayetli duruşla geçmişteki işte bu kirli ve kanlı senaryolarla da hesaplaşmıştır. Yine o gece görülmüştür ki millet kıyama kalktığı zaman darbecilerin tankı da topu da silahı da medyası da uluslararası destekleri de hiçbir işe yaramıyor." dedi.

Başkan Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nda yaptığı konuşmada, insanlık tarihinde coğrafi ve kültürel zemini olan pek çok yönetim biçimi olduğunu söyledi.

Bu yönetim sistemleri içinde hangi uygulama biçimiyle hayata geçerse geçsin milli iradenin üstünlüğüne dayalı olanların ayrı bir yeri bulunduğunu aktaran Erdoğan, "Modern demokrasi de Avrupa'da yaşanan oldukça uzun ve kanlı arayışın ardından geliştirilmiş bir yönetim biçimidir. Özellikle son bir asra damgasını vuran demokrasi, oldukça geniş yelpazede, farklılıkları da içeren zengin bir uygulama alanına sahiptir." diye konuştu.

HER DARBE BİR ÖNCEKİNİN EKSİKLERİNİ, BAŞARAMADIKLARINI TAMAMLAMAK AMACIYLA GERÇEKLEŞTİRİLİYOR"

Erdoğan, Türkiye'nin de bu sürece en erken katılan ülkeler arasında olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"İstiklal Harbi'nin ardından nazari olarak milli iradeye dayalı bir yönetim biçimini benimsemiş olsak da gerçek demokrasiye ulaşmak için bir müddet daha beklememiz gerekmiştir. Ülkemizde demokrasi, çok partili siyasi hayata geçişle birlikte tüm kural ve kurumlarıyla işlemeye başlamıştır. Ancak bu süreç de oldukça zorlu ve sıkıntılı yürümüştür. Şöyle dönüp 1950'den bugüne kadarki yakın tarihimize baktığımızda ülkemizin demokrasi tecrübesinin darbeler, cuntalar, vesayet lekeleriyle dolu olduğunu görüyoruz. Milletimizin özgürlüğüne ve kalkınmasına engel olan siyaset mühendislikleri, toplum mühendislikleri, zorbalıklar, sinsi tuzaklar ve daha nice oyunlar yaşadık. Bedelini demokraside ve ekonomide geri kalmışlık olarak, evlatlarımızın dar ağaçlarında, terörle mücadelede, terör saldırılarında canlarını vermeleri olarak ödediğimiz bu süreci asla unutmayacağız. Milletimizin tarihine kültürüne, değerlerine, inancına karşı adeta savaş açanların amaçlarını ve yöntemlerini de asla unutmayacağız. Her şeyden önce şu gerçeği ülkemizdeki istisnasız herkesin kabul etmesi gerekir. Türkiye'de bugüne kadar yapılmış veya teşebbüs edilmiş hiçbir darbe, şunu bilmemiz lazım ki özellikle vesayetin hiçbir oyunu, meşru değildir, milli değildir, masum değildir, onurlu değildir."

Başkan Erdoğan, her darbenin bir önceki darbenin eksiklerini, yarım bıraktıklarını, başaramadıklarını tamamlamak amacıyla gerçekleştirildiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Vesayet dediğimiz yapı da darbeciler tarafından kurulan nizamın çeşitli yol ve yöntemlerle bürokrasi ve sivil siyaset çatısı altında sürdürülmesinden ibarettir. Türkiye'yi kendi başına bırakılamayacak kadar önemli bir yer olarak tarif edenler, ülkemizi doğrudan ve dolaylı ama mutlaka vasiler eliyle yönetmek için her yolu denemişlerdir. Milletimiz 15 Temmuz'da gösterdiği cesaret ve kahramanlıkla ortaya koyduğu dirayetli duruşla geçmişteki işte bu kirli ve kanlı senaryolarla da hesaplaşmıştır. Yine o gece görülmüştür ki millet kıyama kalktığı zaman darbecilerin tankı da topu da silahı da medyası da uluslararası destekleri de hiçbir işe yaramıyor."

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Diyor ki 'Türk milletiyle değil ama bizim Erdoğan'la sıkıntımız var.' Sayın Macron, senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. Defalarca bunu zaten sana söyledim, ama dinlemiyorsun. 'Bak, senin tarih bilgin de yok.' dedim. Sen Fransa'nın tarihini de bilmiyorsun. Önce Türk milletiyle uğraşma, Türkiye'yle uğraşma." dedi.

Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nda konuştu.

12 Eylül'ün, Yunanistan'ın NATO'ya ve Avrupa Birliği'ne tam üyeliğinin yolunu karşılıksız açan kararlarının uluslararası etkilerinin, Doğu Akdeniz'de ve Ege'de bugün hala tüm ağırlığıyla yaşandığını belirten Erdoğan, "Bunlar 12 Eylül projesinin ülkemize maliyetlerinden sadece bazılarıdır. Daha da ötesine geçerek söylüyorum; son dönemde sıkça gündeme getirilen pek çok sancılı meselenin kökünde yine 12 Eylül'de tohumları atılan sosyal çarpıklıklar ve sapkınlıklar vardır. Gençlerimizin tarihleriyle, kültürleriyle, siyasi ve sosyal meselelerle ilgilenmektense sapkın hayat biçimlerine, ahlaksızlığa, lümpenliğe teşvik edilmesi 12 Eylül'ün ülkemize bıraktığı kötü mirastan birisidir." değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, darbe ve vesayet düzeninin, Türkiye'ye doğrudan müdahalenin ağır sonuçlarıyla karşılaşmak istemeyenlerin hep vazgeçilmez araçları olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sadece Türkiye'nin sorunu mudur? Hayır. Ülkemizde her darbeden sonra yeniden inşa edilen yönetim sistemi de bu gayeyle düzenlenmiştir. Sistemin en kritik unsurları, milletin istiklalini ve istikbalini güvence altına almak değil, senaryonun daha sonraki adımlarını kolaylaştırmak amacıyla tesis edilmiştir. Üzerinde darbe veya vesayet gölgesi olmayan tek köklü değişim, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişimizdir. Bu, ciddi manada bunları rahatsız etmiştir. Tarihimizde ilk defa yönetim sistemimizi doğrudan milletin tercihiyle böylesine kapsamlı bir şekilde değiştirme başarısını hamdolsun biz gösterdik. Elbette bu safhaya kolay gelmedik."

"SENARYOLARIN HEPSİNİ DE BOŞA ÇIKARTMAKTA KARARLIYIZ"

Başkan Erdoğan, son 18 yılda milletin demokrasi ve kalkınma özlemini dindirecek pek çok reformun hayata geçirildiğine değinerek, şöyle konuştu:

"Darbe döneminin mirası pek çok kurumu, kuralı, uygulamayı halkımızın beklentileri doğrultusunda yeniden oluşturduk. Bir yandan ülkemizin 81 vilayetinin tüm altyapı ve hizmet ihtiyaçlarını karşılarken, diğer taraftan ileri demokrasiyi inşa ettik. Türkiye, bu 2 güçlü motorun etkisiyle hızla toparlanıp Cumhuriyet döneminin tamamında yapılanların katbekat üstünde skorlara imza attı. Temel altyapı ve hizmetler alanında eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, adaletten güvenliğe her alanda ülkemizi gelişmiş devletler seviyesine çıkartan pek çok yatırımı hayata geçirdik. Ekonomide üretimden ihracata, büyümeden istihdama, finansmana kolay erişimden girişimciliğin desteklenmesine kadar pek çok kritik altyapı atılımını ardı ardına işte bu dönemde gerçekleştirdik. Kılık kıyafet, dil kültür, inanç alanında yasakları kaldırdık. Demokrasinin, hakların, özgürlüklerin, bütün bunların önündeki engelleri birer birer temizledik. Ülkemizin bu dengeli ve hızlı atılımlarını, çıtayı sürekli yükselterek iddialı bir vizyonun habercisi haline dönüştürdük. Bütün bunları hamdolsun Cumhur İttifakı olarak Sayın Bahçeli ve arkadaşlarıyla el ele vererek gerçekleştirmeyi sağladık. Allah'a hamdolsun. Demek ki oluyor."

Dayanışma olduktan sonra milletin yapamayacağı hiçbir şey olmadığının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Artık çok daha büyük hedeflere ihtiyacımız olduğunu görerek, milletimizin ortak hayallerinin ifadesi olan 2023 hedeflerini ortaya koyduk. Bu vizyonu 2011 seçim beyannamemizin merkezine yerleştirerek, milletimize artık günü değil, geleceği düşünen, çeyrek asır sonrasının projelerini, planlarını yapan bir yönetime sahip olduğu mesajını verdik. Tabii bu mesajı milletimizle birlikte Türkiye'yi darbe ve vesayet aracılığıyla dilediği gibi yöneten, yönlendiren, sömüren odaklar da aldı. Ülkemizin son 7 yılının kesintisiz bir saldırı dalgasıyla ve buna karşı verdiğimiz mücadeleyle geçmesinin sebebi işte budur. Bizi hedeflerimizden uzaklaştırmak, yeniden darbe ve vesayet kısır döngüsüne hapsetmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Gezi olaylarından 17-25 emniyet-yargı darbe girişimine, bölücü örgütün çukur eylemlerinden güney sınırlarımızı kuşatma gayretlerine, 15 Temmuz'dan Akdeniz'deki gelişmelere kadar hepsi de bu sürecin birer parçasıdır. Allah'ın yardımı ve milletimizin desteğiyle akamete uğrattığımız her saldırıyı, farklı alanlarda yenileri izledi. Tıpkı darbe öncesi hazırlık süreçleri ve darbe dönemlerindeki sindirme uygulamaları gibi milletimizin kanını dökme dahil çok farklı boyutları olan bu senaryoların hepsini de boşa çıkartmakta kararlıyız."

"BUNLAR BİZE İNSANLIK DERSİ VEREBİLİR Mİ?"

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, güneyde koalisyon güçleriyle mücadele yürütüldüğüne işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bakıyorsunuz ki bir terör devleti oluşturulmaya çalışılıyor. Nerede? Suriye'de. Öbür tarafta bakıyorsunuz Libya'da karşımızda darbeci Hafter ve onun güçlerinin ne yazık ki Wagner diye paralı Abu Dabi yönetiminin desteklediği silahlı güçleri var. Bütün bunlarla beraber onların yanında bakıyorsunuz Fransa sürekli gündemde. İsim olarak anmak istemiyorum ama mecburum anmaya çünkü o, şahsımla çok uğraşıyor. Nedir o? Diyor ki 'Türk milletiyle değil ama bizim Erdoğan'la sıkıntımız var.' Sayın Macron, senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. Defalarca bunu zaten sana söyledim ama dinlemiyorsun. 'Bak, senin tarih bilgin de yok.' dedim. Sen Fransa'nın tarihini de bilmiyorsun. Önce Türk milletiyle uğraşma, Türkiye'yle uğraşma. Afrika'nın tarihi adeta Fransa'nın tarihidir. Cezayir'de 1 milyon insanı öldüren sizsiniz. Ruanda'da 800 bin insanı öldüren sizsiniz. Siz bize insanlık dersi veremezsiniz, önce bunu öğren. Bunu, ben bizzat kendisine söyledim. 'Bak, senin tarih bilgin yok. Önce bunları öğrenmen lazım.' dedim.

Biz ise bu Afrika'da bir insanın burnunu kanatmadık. Biz oralarda sadece acaba insanca nasıl destek, nasıl yardım veririz, bunları yaptık. Darbe ve vesayet güçlerinin örneği bunlar. Yıllarca besleyip büyüttükleri, günü gelince de sahaya sürdükleri kadrolar tasfiye oldukça Türkiye, yerli ve milli politikalarını çok daha büyük kararlılıkla hayata geçiriyor. Bunlar Libya'ya da çok çektirdiler. Libya'da bunlar 100 binlerce insanı öldürdüler. Bunu yaptılar. Bunlar bize insanlık dersi verebilir mi? Şimdi gelmiş Libya'ya niye girmek istiyor? Petrol için girmek istiyor. Afrika'nın diğer ülkelerine bunlar niye girmek istiyor? Elmas için girmek istiyor, altın için girmek istiyor, bakır için girmek istiyor, krom için girmek istiyor. Seyahatlerimde hep Afrikalı liderler bunu bana anlatmışlardı, bizzat kendileri. 'Türkiye ise ecdadımız'. Biz, buralara gittiğimiz zaman sadece destek elimizi uzatırız."

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 12 Eylül darbesinin haberi Washington'a ulaştığında birilerinin 'Bizim çocuklar başardı' demesinin, 12 Eylül'ün gerisindeki karanlık yüzü ifade ettiğini belirterek, "Hiç şüphe yok ki 15 Temmuz gecesi birileri yine aynı mekanlarda 'Bizim çocuklar yine başardı.' demek için bekliyordu." dedi.

Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen "Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu"ndaki konuşmasında, vesayetin etkin olabilmesinin ancak milli iradenin alanının daraltmasıyla mümkün olduğunu söyledi.

15 Temmuz gecesi televizyonlardan yaptığı konuşmada da söylediği gibi "Biz bu dünyada milletin gücünün üzerinde bir güç görmedik, tanımadık, tanımıyoruz." diyen Erdoğan, "Son 200 yılda yaşadığı onca ağır kayıpların altında adeta beli bükülen Türk Milleti 15 Temmuz'da, zor şartlarda kurtarıp yeni devletini kurduğu vatan toprakları üzerinde istiklaline ve istikbaline bir kez daha sahip çıkmıştır." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, her kesimden vatandaşı, kamu görevlisi, siyasetçisiyle 15 Temmuz gecesinde onurlu duruş sergileyen insanların bu ülkenin tarihindeki ve milletin kalbindeki mümtaz yerini aldığını dile getirerek, bu tür bilimsel toplantıların ülkenin ve milletin uzun serencamının incelenmesine, araştırılmasına, analizine ve geleceğe ışık tutacak mesajlara dönüştürülmesine vesile olması temennisinde bulundu.

Bugün 12 Eylül olduğunu, bu tarihin herkes için takvim yapraklarındaki 365 sayfadan biri olmasının çok ötesinde bir anlam taşıdığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Türkiye bundan tam 40 yıl önce bir 12 Eylül sabahı gözlerini silahların gölgesi altında açmıştır. Köşe başlarında mevzilenmiş tanklar, sokakları kapatmış askerler, bunlar bizim evlatlarımızdı. Tanıdık bir felaketin habercisi gibiydiler. Türkiye bir askeri darbeye daha maruz kalmıştı. Bizim çocukluğumuza denk gelen ama bizden önceki neslin hayatının tam merkezine yerleşen 1960 darbesi ve ardından gelen felaketler bugün hala yürekleri dağlıyor. Bizim gençliğimizin henüz başında gerçekleşen 1971 muhtırası daha çok siyasi sonuçlarıyla hafızamızda yer etti. Gençliğimizin tam ortasına denk gelen 12 Eylül darbesi ise öncesi ve sonrasıyla öylesine kanlı, öylesine derin yaralara yol açmıştır ki nesiller boyunca unutulması mümkün değildir."

"DARBEYE ZEMİN HAZIRLAMAK İÇİN BİLİNÇLİ SENARYOLAR YAPILDI"

Erdoğan, darbe yıllarının ülkenin, gözaltına alınıp en ağır işkencelerden geçirilen insanların, her biri zulüm makinesi olarak çalıştırılan cezaevlerinin, dar ağaçlarına gönderilen gençlerin acısıyla kavrulduğu bir dönemi ifade ettiğini kaydetti.

Bugün artık herkesin 12 Eylül darbesinden önce ülkenin siyasi kamplara bölünmesi her gün onlarca insanın öldürülmesi gibi hadiselerin hiçbirinin kendi dinamiği içinde ortaya çıkmadığını bildiğini vurgulayan Erdoğan, bu gelişmelerin hepsinin darbeye zemin hazırlamak ve toplumsal meşruiyet oluşturmak için yazılan bilinçli bir senaryonun ürünü olduğunu dile getirdi.

Başkan Erdoğan, aynı şekilde 'ülke 70 sente muhtaç' diye hafızalara kazınan ekonomik çöküntünün de darbeye giden yola özellikle döşenen taşlardan biri olduğunu belirterek, "Darbe haberi Washington'a ulaştığında birilerinin 'Bizim çocuklar başardı' demesi, 12 Eylül'ün gerisindeki karanlık yüzü ifade ediyordu. Hiç şüphe yok ki 15 Temmuz gecesi birileri yine aynı mekanlarda 'Bizim çocuklar yine başardı.' demek için bekliyordu." dedi.

İnsan hayatında çok uzun zaman olan 40 yılın ülke ve toplum hayatında kısa olduğunu vurgulayan Erdoğan, 12 Eylül darbesine güzellemeler dizenlerin her fırsatta öne sürdükleri anayasa referandumu sonucunun da bu perspektiften doğru şekilde okunması gerektiğini anlattı.

Erdoğan, can güvenliği kalmayan, evini geçindirmekte zorlanan, geleceğinden umudunu kesen bir toplumun elbette darbeye direnemeyeceğini belirterek, böyle de olduğunu dile getirdi.

12 Eylül rejiminin anayasasının çok yüksek bir oy oranıyla kabul edilmesinin de darbenin meşruiyetinden ziyade milletin içine sürüklendiği umutsuzluk ikliminden bir an önce kurtulmak isteğinin tezahürü olarak görülmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, 1983 seçimlerinin darbecilerin işaret ettiği siyasi parti yerine rahmetli Turgut Özal'ın kurduğu partinin zaferiyle sonuçlanmasının da bu çerçevede değerlendirilmesinin doğru olacağına işaret etti.

"12 EYLÜL EN AĞIR VE EN ACI DARBE"

Başkan Erdoğan, bu dönem konusunda kimi çevrelerin özellikle kendilerine göre bir farklı yorum oluşturmaya çalıştığını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Bu tür bir resim ne olursa olsun tarih hükmünü, ülkemizin yaşadığı en ağır ve acı darbe olarak vermiştir. Türkiye'yi 12 Eylül darbesine hazırlayan karanlık odak, hiç şüphesiz darbe sonrasının planlamasını da yapmıştır. Darbecilerin bir sağdan, bir soldan diyerek idam sehpasına çıkardığı gençlerin temsil ettiği dinamik toplumsal fikri yapı yerine ülkemizin hala çözmeye ulaştığı sorunların tohumları atıldı. Askeri rejimin sol grupları sert bir şekilde tasfiye etmesinin amacının yıllarca ülkemizin başına bela olan PKK'nın gelişip büyümesinin önündeki engelleri kaldırmak olduğu anlaşılıyor. Yine askeri rejimin bu ülkenin milli ve yerli tüm unsurlarının birikimlerini yok etme gayretinin de FETÖ'nün önünü açmak için olduğunu bugün daha iyi görebiliyoruz."

Erdoğan, sahneye konulan senaryoyu somutlaştırmak bakımından vereceği örneğin çok daha açıklayıcı olacağını ifade ederek, Anadolu'nun küçük bir ilindeki Milli Türk Talebe şubesinin 12 Eylül darbecileri tarafından kapatıldığını, şehrin merkezindeki bir pasajın içinde yer alan şube binasının önce camlarının kırıldığını, mobilyalarının da odun niyetine sobada yakılıp tahrip edildiğini aktardı.

Bununla kalınmayıp şube binasındaki yılların birikimi olan fikir kitapları ve dergilerin de sobada yakılarak ortadan kaldırıldığını belirten Erdoğan, "Yerli ve milli zihin yapısına sahip nesillerin yetişmesine katkı sağlamış nice eserler bilinçli bir şekilde ateşe atılıp imha ediliyor. Bu kitaplar ve dergileri yanmaktan kurtarmak isteyenler ise derhal gözaltına alınıp hapse atılıyor. Bu sıradan bir kitap düşmanlığı veya vandallık eylemi değildir. Amaç milletimizin değerlerini oluşturan ve nesilden nesle aktarılan hafızanın, birikimin bilincin, maddi alt yapısını tümüyle yok etmektir. Nitekim ülkemizin fikir hayatı 12 Eylül darbesinden sonra hiçbir zaman eskisi kadar canlı olamadı." diye konuştu.

Erdoğan, bunun yerine gençlerin zihinlerinin neredeyse tamamının tercümeye dayalı ideolojik akımların istilasına maruz bırakıldığını vurgulayarak, PKK eliyle oluşturulan güvenlik kaygısının da uzun bir süre siyasi ve sosyal çatlakları genişletmenin zemini, topyekün sistemi bloke etmenin gerekçesi olarak kullanıldığını anlattı.

Milletin adeta hayat damarları olan dini hassasiyetlerinin, toplumsal dayanışma hasletlerinin, kültürel birikiminin, eğitim faaliyetlerinin, FETÖ ve benzeri sapkın yapılar öne çıkartılarak lekelenmeye çalışıldığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ekonomi ardı ardına yaşatılan krizlerle sürekli zayıf tutularak IMF'ye muhtaç ve mahkum hala getirildi. Bunu bizzat şahsım yaşadı. Göreve geldiğimizde IMF'ye olan borç 23,5 milyar dolardı ve hamdolsun 2013'te IMF'ye olan bu borcu sıfırladık. IMF borcumuz falan kalmadı. Ama ana muhalefet 'Bak ekonomik sıkıntılarımız var, durmayın, IMF'ye müracaat edin, oradan yine borç alın, bu ülke ayakta kalsın.' Artık bizim IMF diye bir kapımız yok, biz bize yeteriz, bu ülke kendine yeter."

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Yunanistan'ın yaptıklarına bakın. Neye güvenerek yapıyor bunları? İşte bazı kendisine destekler vereceğini vaat edenlere güveniyor, onlarla beraber adaların etrafında korvetlerle dolaşıp duruyorlar, zodyaklarla dolaşıp duruyorlar. Yanlış iş yapıyorsunuz, bu yollara girmeyin. Hepten yalnız kalırsınız." dedi.

Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nun açılışında, koronavirüs sürecinde 150'ye yakın Afrika ve dünya ülkesine destek verdiklerini hatırlattı.

Bu desteği insani ve vicdani görev olduğu için verdiklerini dile getiren Erdoğan, "Biz onlardan daha zengin değildik ama verdik ve bundan sonra da vereceğiz. Bizim ecdadımızdan aldığımız terbiye bu. Bundan sonra da yapacağımız bu. Ey Macron, sen ne yaptın? Şu anda dirsek teması içinde oldukların ne yaptı? Sen onu söyle." ifadelerini kullandı.

 

Türkiye'nin Meclisiyle, Cumhurbaşkanlığıyla, yargısıyla, bakanlıklarıyla, kurumlarıyla, özellikle ordusu ve diplomasisi ile kendi oyun planlarını uyguladıkça, hedeflerine çok daha hızlı bir şekilde ilerlemeye başladığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

 

"İşte şu anda burada adalarda, vesaire, Yunanistan'ın yaptıklarına bakın. Neye güvenerek yapıyor bunları? İşte bazı kendisine destekler vereceğini vaat edenlere güveniyor onlarla beraber adaların etrafında korvetlerle dolaşıp duruyorlar, zodyaklarla dolaşıp duruyorlar. Yanlış iş yapıyorsunuz, bu yollara girmeyin. Hepten yalnız kalırsınız.

 

Yeri geldiği zaman 'komşu, komşu, komşu...' diyorsun, o zaman komşuluğun hakkını ver, yanlış yollara girme. Hamdolsun biz kendi kararımızı kendimiz veriyoruz. Bunları da dirayetle hayata geçiriyoruz. Gerektiğinde her türlü mücadeleye girebilen bir Türkiye var artık. Her ne kadar hala ülkemizde azımsanamayacak sayıda darbe ve vesayet özlemcisi varsa da milletimizin bunlara fırsat vermeyeceğine inanıyoruz. Bir daha bu ülkede, demokrasi ve milli irade ile darbe ve vesayet kesinlikle yan yana gelmeyecektir. Ülkemizin ve milletimizin kazanımlarına sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Geleceğe ilişkin tüm planlarımızı, programlarımızı, hesaplarımızı, milli iradenin üstünlüğüne olan teslimiyetimizle yapıyoruz."

 

Başkan Erdoğan, Türkiye'nin hak, hukuk, özgürlük, demokrasi, kalkınma mücadelesinde emeği geçen, katkısı olan, canı pahasına bu yoldan dönmeyen tüm siyasetçilere, fikir adamlarına, toplum önderlerine, milletin her bir ferdine şükranlarını sundu.

 

Cumhuriyetin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal'den, şehit Başbakan Menderes'e, merhum Özal'dan, Erbakan ve Türkeş'e kadar milletin istiklali ve istikbali için çalışmış büyükleri rahmetle yad eden Erdoğan, "Rabbimden, bizleri de hayırla yad edilenler arasına katmasını diliyorum. İçinde bulunduğumuz Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın tüm bu hakikatlerin inşallah mücadelelerin ve değerlerin sembolü olarak asırlar boyunca misyonunu yerine getireceğine inanıyorum. Ülkemizin Yassı Ada duruşmalarında tutuklulara 'Sizi buraya tıkan idare böyle istiyor' diyen bir yargı anlayışından, 15 Temmuz'da darbecilere karşı derhal harekete geçen bir yargı anlayışına ulaşmış olması gerçekten çok büyük bir ilerlemedir. Bu vesileyle 15 Temmuz sonrası darbe yargılamalarını titizlikle yürüten yargı mensuplarımızın tamamını tebrik ediyorum. Bu davalarda fedakarca görev üstlenen avukatlarımıza da teşekkürlerimi sunuyorum." diye konuştu.

 

Başkan Erdoğan, baro tartışmaları ve teröre verilen destekler sebebiyle son günlerde sıkça tartışma konusu olan avukatların kahir ekseriyetinin ülkesine, milletine, hakka, hukuka, samimiyetle bağlı olduğunu bildiğini, bu anlayıştaki avukatların barolarda ve diğer sivil toplum faaliyetlerinde çok daha aktif hale gelmeleriyle yargının tüm unsurlarının millet nezdindeki itibarı ve güvenilirliğinin daha da artacağını söyledi.

 

 

Sempozyumun açılışına TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, TBMM Başkanvekili Celal Adan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Fatma Betül Sayan Kaya ve Hayati Yazıcı, eski Başbakanlardan Tansu Çiller, Kuzey Makedonya Anayasa Mahkemesi Başkanı Salih Murat, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya'nın yanı sıra çok sayıda milletvekili ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.

Sempozyumun açılış töreni, aile fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi.

Bu haber 490419 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Son dakika: Ankara'dan Atina'ya Ege uyarısı! Lozan anlaşması yine ihlal edildi.
Son dakika: Ankara'dan Atina'ya Ege uyarısı! Lozan anlaşması...
Fransa'dan ahlaksızlığa tam destek! Minnoşlar filmini savundular.
Fransa'dan ahlaksızlığa tam destek! Minnoşlar filmini savundular.